Aradan 103 sene geçmesine rağmen hikayenin üstüne bir tuğla bile koyulamaması gerçekten üzüntü verici.
Sahneler ve görüntü yönetimi şahaneydi mum ışığıyla sınırlı aydınlatmalı gece sahneleri, bana ünlü ressam Georges de La Tour'un tablolarını anımsattı. Kendine has farklı bir renk paletine sahip bu görüntüleri sinemada gösterime sunmak da ayrı bir dik duruşun göstergesiydi.
Eggers karanlıkta görmemizi istemiyor! Karanlığın kendisini görmemizi istiyor. Onu ışığın yokluğu olarak değil, kendine ait vahşi ve ölümsüz bir güç olarak tanımak, erdemle kaplanmış bir sır gibi içimizde taşıdığımız yegane güç..
Eggers, daha önceki yapımlarda bir vampirin siluetinin sert bir duvara yansıtılmasıyla doruğa ulaştığı bu denli bir filme karşın, aynı görüntüyü kahramanın yatak odası penceresinden içeri süzülen yumuşak beyaz perdelerine yansıtarak başlıyor. (Bu fazlasıyla estetik bir sahneydi)
Fakat yine de izlerken kendimi sürekli “neden?” diye sorarken buldum. Eggers’ı çok severim fakat yeni ve farklı bir şey yapmayacaksanız neden bu hikayeyi yeniden hortlatıyorsunuz ki? Murnau’nun bundan 103 yıl önce ki şartlarla çektiği bu başyapıtın üstüne, Herzog büyük bir zevkle “saygı tacını” giydirmişti. Ama bunu tekrar yapmaya çalışmak görüldüğü üzere her baba yiğidin harcı da olamıyordu.
Willem Dafoe dışında oyunculukların hiçbirini beğendiğimi söyleyemem. Babasının sadece kaş ve göz mimikleriyle oyunculukta çığır açmasına rağmen baygın bakışlı kızımızın C sınıfı tiyatral tartışma diyalogları ve fazlaca baygınlık geçirtecek sahte orgazm hareketleriyle bitmesini sabırla beklediğim bir film oldu.
Willem Dafoe’nun, “Bu dünyada öyle şeyler gördüm ki, Isaac Newton görse, annesinin rahmine geri kaçardı.” bana göre filmin tek ve en iyi repliğiydi.. Bahsettiğim gibi, muhtemelen filmdeki en doğru oyuncu seçimi de Willem Dafoe olmuştur.
Orlok'un diğer filmlere kıyasla öldüğü son sahne iğrenç akıldan çıkmayan fakat bir o kadar da şiirsel bir güzelliğe sahipti. Bunun hakkını yemek olmazdı!
Dahası psikoseksüel temalar çok karışıktı, ya çok çılgın bir azgınlıkta da olmalıydı, ya da Helen’in cinsel okült geçmişi hakkında daha aydınlatıcı bulunmalıydı. Sürekli anlamsızca kıvranan, başarısız bir oyunculuktan başka bir şey izlemedim.
Seksi karanlıkla bir tutmayan modern bir vampir filmi izlemeyi çok isterdim.
Aşırı idealizm bu filme öyle bir sirayet ediyor ki, amacının yeniden alevlenen eril öz-bilinçli tahakkümün alevlerini kasıtlı olarak körüklemek olmasa da, en azından bilinçli ya da bilinçsiz olarak bunu görmezden gelmekten başka bir çare olmadığını düşündürüyor.
Bana göre filmin hiçbir orijinal kısmı, herhangi bir içerik veya yorum taşımamaktadır. Karakterler yalnızca sırası geldiğinde anlamsız biçimlerde ölmek üzere tanıtılmaktadır. İki saat süren konuşmalar silsilesi içerisinde, tek bir sıcak sahnesi olmayan, sürekli karın ağrısı çeken genç bir kadının, gazını almaya çalışan insanların telaşıydı sadece..
Yapılan işe yüklenen anlama dair ise aşağıdaki şu alıntıyı eklemeden geçmekte olmazdı;
Werner Herzog, Nosferatu'nun yeniden yapımı hakkında (1979):
"Nosferatu, genel anlamda Murnau'nun 1922'de yaptığı filmden uyarlanan bir vampir filmi ve şimdiye kadar görebileceğiniz en korkunç ve en güzel sessiz filmlerden biri. Şimdi benim için genç bir insan olarak Alman sinemacı, ben İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki bir kuşakta büyüdüm. Baba figürümüz yoktu. Sinema babalarımız da, gerçek babalarımız da, Nazi rejiminin barbarlığına yakalandılar ve en iyileri ya öldürüldü ya da sürgüne gönderildi; Murnau’da onlardan biriydi. Ve öyle bir duyguya kapıldım ki, babamız olmadığı ve yetim olduğumuz için, Almanya'da kültür tarihinin akışında ben de yetimdim. Kesintiye uğrayan bir şeyler vardı ve bu barbarlıktı. Dedelerin nesline bağlanmak istedim. Ve Nosferatu filmiyle bağ kurduğumda, birdenbire ayaklarımın altında sağlam bir zemin olduğunu hissettim. Bu yüzden şimdi bağlantı kuran her şeye minnettarım, iyi olacağım."
Robert Eggers, Nosferatu'nun yeniden yapımı hakkında (2024):
"Her zaman karanlık şeylere ilgi duymuşumdur. Tarihsel özgünlüğü seviyorum!
Bu kesinlikle berbattı Eggers! Fakat, ‘Oscar’ için teşekkürler, nazik yabancı..

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder