dar geliyor.
senin yokluğun
her bedene uymuyor.
sokaklar beni tanıyor artık,
hangi köşede yıkılacağımı biliyorlar.
benim adımı değil
senin gidişini fısıldıyorlar.
“istanbul’ kar yağıyordu, ayaz içimize işlerken,
seni kimlerin kolları ısıtıyordu?”
bu soru bir soru değil,
bir bıçak.
her gece aynı yerimden giriyor,
kanatmıyor
ama unutturmuyor da.
senin bedenin
başka bir takvimin sıcaklığı şimdi.
benim bedenim
geceyle anlaşmalı,
alkolle barışık,
yalnızlıkla nişanlı.
sevişmek dediğin şey
hatırlamaksa eğer,
ben her gece
kendimle yatıyorum
ve sabaha daha da eksiliyorum.
ayna beni ihbar ediyor,
gözlerim sende kaldı diyor.
haklı.
ben kendimi çoktan terk ettim.
sen benden giderken
ahlâkı da yanında götürdün,
bana sadece arzunun
utancı kaldı.
sigaram bitiyor,
adamlığım bitmiyor,
çünkü biten şeyler
çoktan benden çıktı.
istanbul kirli bir yatak artık,
üstünde herkes yatıyor
ama kimse sevmiyor.
ben hâlâ senin adını
fısıldayarak kirleniyorum.
eğer bir gün dönersen
beni bulamazsın,
çünkü ben
sen gittikten sonra
kendime hiç dönmedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder